A1 Capital tarafından yayımlanan günlük bültende; İran destekli Hizbullah’ın dün akşam Lübnan'daki yeni ateşkesi reddettiği, İsrail’in ise ülkeden askerlerini çekmeyeceğini açıklayarak ABD Başkanı Trump'ın Tahran'la barış sağlama çabalarını baltaladığı belirtildi.
İran’ın, Washington ile yapılacak herhangi bir barış anlaşması için Lübnan'da ateşkes şartını koştuğu ve son günlerde İsrail'in saldırılarına devam etmesi halinde doğrudan müdahale edebileceğini ima ettiği aktarıldı. Tahran yönetiminin milyarlarca dolarlık petrol gelirine erişim, ham petrol ihracatına uygulanan yaptırımların ve limanlarındaki ABD ablukasının kaldırılması ile boğaz üzerinde nüfuz sahibi olmayı istediği vurgulandı. Trump’ın en büyük önceliğinin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu söylemesine karşılık, İran’ın atom programının barışçıl amaçlı olduğunu savunduğu; BM nükleer gözlem kuruluşunun da dün yaptığı açıklamada, üç aylık savaşa rağmen İran'ın nükleer programının büyük ölçüde değişmediğini tespit ettiği kaydedildi.
Yurt içi piyasalarda dün fiyatlamayı belirleyen ana temanın Mayıs enflasyonu öncesi pozisyonlanma, TCMB rezerv verileri ve küresel merkez bankası beklentileri olduğu ifade edildi. Bayram takvimi nedeniyle normal tarihinden daha sonra açıklanacak olan Mayıs ayı TÜFE verisine tüm piyasaların kilitlendiği, TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi'nde Mayıs aylık enflasyon beklentisinin yaklaşık yüzde 1,9 seviyesinde bulunduğu aktarıldı.
Piyasanın beklediği senaryonun; aylık enflasyonda görece düşük bir rakam, hizmet enflasyonunda yavaşlama işaretleri ve çekirdek göstergelerde iyileşme görülmesi halinde TCMB'nin yılın ikinci yarısında faiz indirim alanının genişlemesi yönünde olduğu bildirildi.
Makroekonomik tarafta, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in, Haziran 2026 Küresel Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminini aşağı yönlü revize ettiği bültende öne çıktı.
Mart ayındaki raporda Türkiye'nin 2026 yılı büyümesini yüzde 3,6 olarak öngören kuruluşun, son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş ve Orta Doğu'da artan jeopolitik risklerin etkisiyle bu tahminini yüzde 2,8 seviyesine çektiği belirtildi. Yaklaşık 0,8 puanlık bu aşağı yönlü düzeltmenin Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiklerinde önemli bir bozulmaya işaret ettiği; Fitch'in değerlendirmesinin merkezinde ise İran-İsrail geriliminin küresel enerji piyasalarında yarattığı baskının yer aldığı kayıtlara geçti.
Türkiye'nin enerji ithalatçısı bir ekonomi olması sebebiyle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişlerden doğrudan etkilendiği, bu durumun enflasyon, cari açık, faiz politikası ve iç talep üzerinde zincirleme etkiler yaratarak ekonomik büyümeyi aşağı çektiği vurgulandı.
Raporda, enerji maliyetlerinin cari denge üzerindeki etkisine özellikle dikkat çekildiğinin altı çizildi.
Sıkı para politikası ve iç talepteki yavaşlama sayesinde son iki yılda toparlayan cari dengenin, petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle kazanımlarının bir kısmını geri alma riski taşıdığı, Fitch'e göre 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının daha önce beklenenden yüksek gerçekleşebileceği ifade edildi. İkinci bir vurgu olarak enflasyon tarafına değinilen raporda; petrol fiyatlarındaki yükselişin ulaştırma maliyetlerinden sanayi üretimine, lojistik giderlerinden tarımsal üretime kadar geniş bir alanda maliyet baskısı yarattığı ve Fitch'in enerji kaynaklı maliyet baskılarının yılın ikinci yarısında dezenflasyon sürecinin hızını yavaşlatabileceğini değerlendirdiği aktarıldı.
Bu durumun para politikası açısından taşıdığı mesajın da kritik olduğu; yılın başında piyasalarda oluşan TCMB'nin 2026'nın ikinci yarısında belirgin bir faiz indirim sürecine gireceği beklentisinin zayıfladığı bildirildi. Enflasyonun yüksek seyretmesi durumunda TCMB'nin faiz indirimlerinde daha temkinli davranması gerekeceği, daha uzun süre yüksek kalan faizlerin ise kredi büyümesini, yatırımları ve tüketimi baskılayarak ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı ifade edildi.
Raporun piyasalar açısından en önemli sonucunun faiz indirimi beklentilerinin bir miktar ötelenmesi riskinin artması olduğu; bu durumun Borsa İstanbul açısından doğrudan negatif olmasa da faiz hassasiyeti yüksek sektörler açısından temkinli bir görünüm ortaya koyduğu, buna karşılık ihracat ağırlıklı çalışan, döviz bazlı gelir üreten ve iç talebe daha az bağımlı olan savunma sanayi ile bazı sanayi ihracatçısı şirketlerin bu süreçten görece daha az etkilenerek daha dirençli bir görünüm sergileyebileceği öngörüsüne yer verildi.
Hibya Haber Ajansı
